SANAYİCİ VE AKADEMİSYENLER KRİZİ TARTIŞTI
SANAYİCİ VE AKADEMİSYENLER KRİZİ TARTIŞTI
Beykent Üniversitesi ve BEYSİAD iş birliği ile düzenlenen “Kriz Sonrası KOBİ Yönetimi” konulu panelde sanayici ve akademisyenler küresel kriz ve KOBİ’lerin durumunu etraflıca ele aldılar. Tüm konuşmacıların ortak düşüncesi ise “krizin henüz bitmediği ve rehavete kapılmanın büyük yanlış olacağı” yönündeydi
Ekonomik kriz, etkileri, geçip-geçmediği ve bundan sonra ne yapılması gerektiği gibi konuların ele alındığı “Kriz Sonrası KOBİ Yönetimi” konulu panel, Beykent Üniversitesi ve BEYSİAD iş birliği ile 29 Nisan tarihinde Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Beykent Üniversitesi Sanayi İşbirliği Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Şermin Tekinalp, Beykent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Eren, İSİDEF Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sandal, Eski Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı Eski Müsteşar Dr. Tevfik Altınok’un görüşlerini aktardığı panelin moderatörlüğü görevini ise KOSGEB Başkan Yardımcısı Tuna Şahin üstlendi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Şermin Tekinalp, bölge sanayicileri ile Beykent Üniversitesi arasındaki iş birliğinin temellerinin Ağustos 2009 tarihinde, BEYSİAD yönetiminin Beykent Üniversitesi’ni ziyaretiyle atıldığını belirtti.
Bu ziyaret sonrası Beykent Üniversitesi bünyesinde “Sanayi İşbirliği Komisyonu” kurulduğunu ve bugüne kadar dört çalıştay gerçekleştirildiğini de kaydeden Tekinalp; iş birliğinin amacını ise şu ifadelerle özetledi: “Üniversitemizin altyapısı ile sanayinin mevcut altyapısını birleştirmek; bilimsel, teknolojik ve ekonomik anlamda sistemli ve sürdürülebilir çalışmalar yürütmek arzusundayız. Amacımız, üniversitemizin bilgi birikimini; sanayicilerimizin deneyimleri ve finansal güçleriyle eş güdümlü olarak birleştirerek iş birliği olanakları yaratmak, projeler geliştirmek ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmaktır.
Prof. Dr. Şermin Tekinalp, iş birliği ile ulaşmak istedikleri ana hedefleri ise 4 ana madde halinde sıraladı:
1- Kurumlar için pazar araştırmaları, ülke etütleri ve sektör analizleri yapmak ve gereksinimlerine göre projeler hazırlamak.
2- Sanayicilerin teknoloji, pazar ve finansmana yönelik bilgi ve eğitim gereksinimlerini sağlamak.
3- Mal ve hizmet üretiminde standart ve kalite geliştirmede sanayicelere destek olmak.
4- AB standartlarına uygun iş güvenliği ve iş sağlığı gibi konularda eğitim programları hazırlayıp, sanayicilere sunmak.
Tekinalp, sanayicilerden beklentilerini ise elemanlarının eğitimine önem verip, teşvik etmeleri, öğrenciler için staj imkanı ve mezun olanlara ise iş imkanı yaratılması olarak özetledi.
Beykent Üniversitesi Sanayi İşbirliği Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Şermin Tekinalp’dan sonra söz alan Beykent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Eren ise konuşmasında KOBİ’lerin kriz döneminde desteklenmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Erol Eren: “Halk Bank, KOBİ Bank’tır”
KOBİ’leri küçük çocuklara benzeten Eren, “Çocuklar nasıl büyüyerek ülkemizin geleceği olacaksa bugünün KOBİ’leri de geleceğin büyük işletmeleri olacaktır” dedi. Koç ve Sabancı gibi dev firmalarında zamanında KOBİ olarak işe başladığı örneğini veren Eren, KOBİ’lere özellikle de devletin büyük önem vermesi gerektiğini vurguladı.
Eren; kriz dönemlerinde taleplerin azalması nedeniyle KOBİ’lerin zor durumda kaldığını; kriz dönemlerinde pazar arayışlarını genişleterek, KOBİ’lerin alanına giren büyük firmaların da KOBİ’ler için ciddi sorun oluşturduğunu belirtti. Böyle durumlarda devlet tarafından KOBİ’lere taze kan yani destek kredileri verilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Erol Esen, Halk Bank’ın bu amaçla kurulduğunu da hatırlattı.
Halk Bank’ın bir KOBİ Bankası olduğunu vurgulayan Eren; bu bankanın imkanlarının KOBİ’ler yararına kullandırılması gerektiğini belirtirken, mevcut 3 milyar TL’lik kredi paketinden yararlanacak firmalar için de 40 bin TL’lik bir üst sınır konulması gerektiğini de kaydetti.
Mehmet Sandal: Bu kriz klasik ekonomi anlayışının bittiğini göstermiştir
Prof. Dr. Erol Eren’den sonra söz alan İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal ise konuşmasına 2009 krizini değerlendirerek başladı. Sandal, bundan önceki tüm krizlerde başlangıç, dip seviyeye inme ve normalleşme sürecinden oluşan bir eğri ile karşılaşıldığını; ancak son krizin farklı olduğunu belirtti. “Bu krizin ne dibi ne de biteceği vardır” diyen Sandal, yaşanılanın bir kriz değil, bir “ekonomik evrim” olduğu tespitinde bulundu.
Sandal, “ekonomik evrim”in sancıları olarak değerlendirdiği krizin uzun zaman devam edebileceğini, son küresel kriz ile klasik ekonomi anlayışının da yıkıldığını belirtti. “Bu kriz göstermiştir ki; sınırsız liberalizm, her şeyi serbest bırakmak doğru değildir” diyen Sandal, artık karma ekonomi döneminin başladığı yönündeki görüşlerini de şu sözlerle ifade etti: “Biz globalleşme adına bir sürü özelleştirme yapıyoruz. Ancak bu süreçte gördük ki, bize globalleşme ve özelleştirme tavsiye edenlerin kendileri devletçi politikalara dönmeye başladı. Birçok kurumlarını yeniden devletleştirerek, bir nevi karma ekonomiye döndüler.”
Atatürk’ün ilk iktisat kongresinde ortaya koyduğu ekonomi modelinin de karma ekonomi olduğunu belirten Sandal, bugün itibariyle ekonomisi sağlam kalmış ülkelerin de karma ekonomiyi uygulayan ülkeler olduğunu yönündeki gözlemini de yer verdi.
“Çin tehdidi ve kayıt dışı ekonomi KOBİ’lerin en ciddi sorunudur”
İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal, Türk insanının ciddi bir girişimcilik ruhuna sahip olması nedeniyle bugün Türkiye’de sanayinin en az yüzde 95 oranında KOBİ’lere dayandığını belirtti. Sandal, KOBİ’lerin dünya standartlarının çok üzerinde bir etkinliğe sahip olduğu Türkiye’de devletin de bu işletmelere özel bir önem vermesi gerektiğini ancak devlet tarafından bu özenin gösterilmediğini de vurguladı.
Türkiye’nin sanayi envanterinin olmamasının bu özensizliğin ön önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Sandal; KOBİ’lerin en önemli sorunlarından biri olan kayıt dışı ekonomiyle ilgili olarak da şu tespitte bulundu: “Merdiven altı diye tabir ettiğimiz; sigortasız eleman çalıştıran, faturasız iş yapıp vergi vermeyen, en ucuz ham maddeleri kullanan ve fiyat avantajı elde ederek haksız rekabet sağlayan yapılar KOBİ’ler içir ciddi bir sorundur. Ekonomimizin yüzde 64’ünü kayıt dışı ekonominin oluşturması sorunun ülkemiz ekonomisi adına da ne büyük bir sorun olduğunu göstermektedir.”
“Borçlanarak büyümeye çalışmayın”
Borç ve bütçe açığı konularına da değinen İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal, KOBİ’lerin mutlaka ek bütçe yapmaları gerektiğini de vurguladı. Hiçbir şirketin borçlanarak büyüyemeyeceğini, bu hataya hiçbir iş adamı ve sanayicinin düşmemesi gerektiğini belirten Sandal; “Borçlanarak büyümeye çalışan firmaların kiriz dönemlerinde battığına çok şahit olduk. En doğrusu ek bütçe yaparak firmaların kendisini sağlama alması, istikrarlı ve sağlam adımlarla büyümeye çalışmalarıdır” dedi.
Konuşmasının son bölümünü “rekabet sorununa” ayıran Sandal; Çin tehdidine de dikkat çekti. Çin’in ülke ekonomisi ve KOBİ’ler için ciddi bir tehdit olduğunu belirten Sandal; “Çindeki mamül fiyatına biz ancak o ürünün ham maddesini alabiliyoruz. Bu durumda sanayicimiz Çin’le nasıl rekabet edebilir?” diye sordu. Çin gerçeği ve tehdidini artık kimsenin görmezden gelemeyeceğini belirten Sandal; devletin KOBİ’lere sahip çıkması, özellikle de bankaların kredi verirken daha esnek davranması gerektiğini de kaydetti. Bankaların kredi verirken mal varlığı ve teminat alma uygulamasından vazgeçmesi gerektiğini belirten Mehmet Sandal; “Vergisini ödeyen SSK-Bağ-Kur gibi borçları olmayan, son dönemde eleman çıkartmamış işletmeler daha rahat kredi alabilmeli. Çünkü bu şirketler aldıkları krediyi kesinlikle geri öderler” diye konuştu.
Tevfik Altınok: Kriz henüz bitmemiştir
İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal’dan sonra panelin moderatörlüğü görevini de üstlenen Eski Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı Eski Müsteşar Dr. Tevfik Altınok,, küresel ekonomik krizin geçip geçmediğine dair kısa bir değerlendirmede bulundu. Altınok; Ekonominin uzmanlarında krizin geçmediği düşüncesi hakim. Avrupa Merkez Bankası Başkanı, İMF üst yönetimi ile birçok ülkenin ekonomiden sorumlu bakanları da krizin henüz geçmediğini ifade etmektedir. Bu nedenle kriz bitti şeklinde bir algıyla rehavete kapılmamalıyız. ‘Kriz bitti’ diyebilmemiz için kriz öncesindeki noktaya yakın bir yere gelmemiz gerekmekte. O noktaya biz de, dünya da henüz gelmemiştir” dedi.
Tuna Şahin: “Türkiye ekonomisi demek, KOBİ ekonomisi demektir”
“Kriz Sonrası KOBİ Yönetimi” adlı panalde son konuşmayı ise KOSGEB Başkan Yardımcısı Tuna Şahin yaptı. Konuşmasına TUİK’in rakamlarını aktararak başlayan Şahin; Türkiye’de işletmelerin yüzde 99,9’un KOBİ ölçekli olduğunu ve istihdamın da yüzde 81’inin KOBİ’ler tarafından sağlandığını aktardı. KDV’nin yüzde 59’unu ödeyen KOBİ’lerin, toplam ihracatın da yüzde 56’sını gerçekleştirdiğini belirten Şahin, “Ekonomimizin temel özelliği KOBİ ağırlıklı olmasıdır. Türkiye ekonomisi, KOBİ ekonomisi demektir” dedi.
KOSGEB’in kanununda yaptığı değişiklikle 2009 yılından itibaren bütün KOBİ’leri desteklediğini söyleyen Tuna Şahin; 2008 yılından bu yana 120 bin işletmeye kredi verdiklerini, bunun rakamsal karşılığının ise 5 milyar TL’yi bulduğunu kaydetti.
“KOSGEB, yeni dönemde proje bazlı çalışmaları destekleyecek”
KOSGEB’in kriz sürecinde bugüne kadar yaptığı icraatları ve verdiği kredileri de anlatan Tuna Şahin, konuşmasının son bölümünde ise KOSGEB’in bundan böyle proje bazlı destek verme dönemine geçeceğini açıkladı. Bundan sonra paket programlar sunacaklarını belirten Şahin; “Böylelikle şirketlerimizin proje kültürü de gelişecek. Projeler izlenerek sürekliliği sağlanacak. Projelerin üretilmeye başlanmasıyla beraber, firmalarımız Avrupa Birliği kaynaklarından da yararlanabilecek” dedi.
Şahin’in konuşmasının ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Panalistlerin kendilerine yönetilen sorulara cevap verdiği bu bölümle birlikte geniş katılımlı “Kriz Sonrası KOBİ Yönetimi” konulu panel sona erdi.








