İSİDEF, CUMHURİYETİN 87. YILINI COŞKUYLA KUTLADI

 

İSİDEF, CUMHURİYETİN 87. YILINI COŞKUYLA KUTLADI

 

İSİDEF tarafından gelenekselleştirilen Cumhuriyet kutlaması, bu sene de oldukça görkemli ve coşkulu geçti.  İSİDEF'e bağlı derneklerin başkan, temsilci ve üyelerinin de hazır bulunduğu gecede Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sevdiği şarkılar dinlendi. Ata'mızın sanayiye verdiği önemi gösteren fotoğrafların sunumu ve 10. Yıl Nutku'nun Ata'mızın kendi sesinden yayınlanması da tüm konukları duygulandırdı  

 

İstanbul İş adamları Dernekleri Federasyonu (İSİDEF)'in 27 Ekim'de Eser Premium Otel'de gerçekleştirildiği Cumhuriyet Balosunda İSİDEF'e bağlı BEYSİAD, CASİAD, ESİAD, ESİDER, HASİAD, KSİAD, SAN-DER ve SİAD'ın yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundular. Ata'mızın şıklığı ve zerafetini örnek alan konukların baloya oldukça şık geldikleri gözlendi.

 

Balodan önce verilen kokteylin ardından salona geçen konuklar Ata'mızın sevdiği şarkılar eşliğinde karşılandılar. Ev sahibi sıfatıyla konukları karşılayan İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal, konuklara hitaben yaptığı kısa  konuşmasında  günün anlam ve önemine değindi. Cumhuriyetin 87. yılının tüm kutlu olmasını dileyen Sandal, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyetin en ideal yönetim biçimi olduğunu kaydederek, Cumhuriyeti korumak ve yüceltme noktasında en önemli görevlerden birinin de Türk sanayicisi ve iş adamlarına düştüğünü belirtti. 

 

İSİDEF olarak Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyete ve ilkelerine yürekten bağlı olduklarını söyleyen Mehmet Sandal, “Atatürk'ün açtığı çağdaş uygarlık yolunda yürümeye devam edeceğiz” dedi. Konuklara bu anlamlı geceye katıldıkları için teşekkür eden ve bir kez daha “hoş geldiniz” diyen İSİDEF Başkanı Mehmet Sandal'dan sonra İSİDEF Başkan Yardımcısı Erhan İbak söz aldı. 

 

Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk'ten bir alıntıyla başlayan Erhan İbak'ın, uzun ve anlamlı konuşması ise şöyleydi:

 

"Efendiler:
tarihimizi dolduran zaferler, yahut yenilgi ve çökmelerin tamamı iktisadiyemizle münasebettar ve alakadardır.

Yeni Türkiye'mizi layık olduğu yere ulaştırabilmek için, behemahal iktisadiyatımıza birinci derecede ve en çok ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz. Zamanımız tamamen bir iktisat devrinden başka bir şey değildir."diyen Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 17 Şubat - 4 Mart 1923'te İzmir  1. Türkiye İktisat Kongresi Açılış Nutku'ndan aldığım bu sözlerle cumhuriyet balomuzun açılış konuşmasına başlarken Cumhuriyet'imizin kurucusu Büyük Atatürk ve aziz şehitlerimizin manevi huzurlarında minnet ve şükranla eğilir, bugün Cumhuriyet balomuzda birlikte olmanın coşku ve kıvancıyla hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.

 

Cumhuriyet ırk, din, dil ve cemiyet farkı gözetmeksizin tüm vatandaşların paylaştıkları ve yararlandıkları siyasal rejimin adı olmuştur. Türkiye için sadece bir yönetim şekli değil, aynı zamanda tarihimizin en kapsamlı çağdaşlaşma hamlesi olan Cumhuriyet, getirdiği çağdaş açılımlarla Türk insanının ufkunu genişletmiş, ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımız görülmemiş bir dinamizm kazanmıştır.

 

Devlet halkın devletidir, üstün irade ve her türlü yönetim yetkisinin kaynağı millet iradesidir. Büyük Atatürk’ün ortaya koyduğu  “Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir” ilkesi, Devletin ve rejimin temelini oluşturmaktadır.

Bütün bunların teminatı; Cumhuriyettir. Cumhuriyetle birlikte özellikle geleceğimizin teminatı olan gençlere büyük bir önem verilmiş, kız çocuklarının da eğitim almalarına çaba sarf edilmiş bu hususta da büyük ölçüde başarı sağlanmıştır.

 

Biz de bu yıl Cumhuriyet kutlamalarımıza genç gişimcilerimizi de davet ederek,onlar için ayrı masa hazırladık.Bayrağı bizden sonra çok daha yükseklere taşıyacaklarına olan inancımız tamdır. Atatürk; 'Bir içtimai topluluk, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını terakki ettirelim, diğerini müsamaha edelim de, kitlenin bütünü ilerletilebilmiş olsun. Mümkün müdür ki, bir camianın yarısı topraklara, zincirlere bağlı kaldıkça diğer kısmı semalara yükselebilsin? Şüphe yok, terakki adımları dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak  ilerleme ve yenilik sahasında birlikte merhaleler kat etmek lazımdır. Böyle olunursa İnkılap muvaffak olur.' sözleriyle  de Cumhuriyetin hedeflerini belirlemiştir.

 

Sosyal alanlarda ise Cumhuriyet dönemi önemli atılımların yapıldığı bir dönemdir. Özellikle kadınlarla ilgili kanunlar yürürlüğe konularak Türk kadınına hakkettiği konum teslim edilmiştir. Medeni kanunun kabulü ile kadın erkek arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıklar ortadan kalkmış, tam bir eşitlik sağlanmıştır.

 

Günümüzde ise Türk kadını sosyal siyasi ve ekonomik yaşamda önemli bir pay almakta gerek devletin, gerek büyük şirketlerin gerekse üniversitelerin en üst kademelerinde görevler almaktadırlar.

 

Biz de bu yıl Cumhuriyet kutlamalarımıza genç gişimcilerimizi de davet ederek,onlar için ayrı masa hazırladık.Bayrağı bizden sonra çok daha yükseklere taşıyacaklarına olan inancımız tamdır.

 

Atatürk, ekonomi politikasını iki kavram üzerine oturtmuştur:Tam bağımsızlık ve ulusallık. Bu politikalar, uygulamada kaldığı süre içinde, ulusal ve uluslararası konjonktürdeki değişmelere göre şekillenmiş ve gelişmiştir, fakat bu iki ilkeden hiç bir zaman ödün verilmemiştir.

 

Atatürk, ekonominin önemini şu sözlerle açıklamaktadır: 'Bir milletin doğrudan doğruya yaşantısı ile ilgili olan, o milletin ekonomik durumudur. Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalan bu hakikat, bizim milli yaşantımızda ve milli  tarihimizde,tamamen kendisini göstermiştir. Gerçekten de Türk tarihi incelenecek olursa, gerileme ve yıkılma nedenlerinin, ekonomik problemlerden başka bir şeyolmadığı derhal anlaşılır.'

Atatürk, bu durumdan kurtulmanın yolunun ekonomik ve politik alanlarda kararlarını ulusun kendisinin vermesinde görmektedir. Bu nedenle iktisat kongresinde alınacak kararlann, temsilcileri yoluyla, halk tarafından alınmasını gerekli görmüştür. General Kazım Karabekir başkanlığında toplanan kongreye bütün illerden tüccar, sanayici, esnaf, çiftçi ve işçi temsilcilerinden oluşan 1135 temsilci katıldı. Burada da Sivas ve Erzurum Kongrelerinde olduğu gibi ulusun geleceğinin halk tarafından belirlenmesi ilkesi temel alınmıştı.

Ekonominin içinde bulunduğuçok zor koşullar altında, bağımsızlık ilkesinden ödün vermeden ülkenin imarı ve ulusun kalkınması ancak yine ülkenin sınırlı kaynakları ile gerçekleştirilecek demekti. Bu konudaki çabalar ve Cumhuriyetinilk on yılında uygulanan politikalar 1930'ların başlarındanitibaren önemli farklılık göstermiş, ilk yıllarda özel girişime verilen önceliğin yerini 1932'den sonra devletçilik politikası almıştır. Bu politika değişikliğinin nedeni dünya konjontüründe ortaya çıkan gelişmelerin (1929 Büyük Bunalımı) yanı sıra yeterli bilgi ve sermaye birikimine sahip olmayan özel girişimin tek başına bu işin altından kalkamayacağının anlaşılmasıdır.

Aynı konuşmada Atatürk, ekonomik bağımsızlık olmadan politik bağımsızlığın gerçekleşemeyeceğini şu sözlerle ifade etmektedir: 'Tam bağımsızlık için şu prensip vardır: Milli egemenlik, ekonomik egemenlikle pekiştirilmelidir. Siyasi ve askeri zaferler, ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşamayaz, az zamanda söner.'

Emperyalizme karşı ulusal bağımsızlık savaşının tarihteki ilk örneği olan Kurtuluş Savaşı'nı büyük bir zaferle sonuçlandıran Atatürk, bu başarıyı Lozan'da kolayca tescil ettireceğini beklerken emperyalist ülkelerin, İngilizlerin önderliğinde, ekonomide sömürülerini devam ettirmeye yönelik direnme ve baskıları ile karşılaştı. Bu bağlamda İsmet Paşa ile Lord Curzon arasında geçen konuşma ilginçtir. İsmet İnönü, hatıralarında, Lozan Konferansı sırasında bir gece Lord Curzon ve Amerika murahhası Mr. Chaild ile aralarında geçen konuşmayı şu şekilde aktarmaktadır (İnönü (1998) s.BO):

Lord Curzon bana şöyle dedi: 'Konferanstan bir neticeye varacağızama memnun ayrılmayacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizi makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz.Hepsini reddediyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. imar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende var bir de bu yanımdakinde. Unutmayın, ne reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız, Fransızlardan mı?'

Ben 'evet' dedim. Curzon sözlerine devam etti: 'Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden alacaksınız. Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? ihtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz.'

Bu konuşma emperyalist ülkelerin niyetlerini açıkça gösteriyor: 'Evet, bize karşı bir zafer kazandınız, fakat ulusal (ekonomik ve politik) bağımsızlılığınız için gerekli bütün koşulları sağlamanız bizim çıkarlarımızla uyuşmaz. Eğer bunda direnecekseniz bunun bedelini ilerde size ödetiriz. Nitekim Lozan konferansında müttefikler, Türkiye'nin gümrük tarifelerini yükseltme hakkını 1929 yılına kadar ertelemiştir. Atatürk, emperyalistlerin Osmanlı İmparatorluğuna empoze ettIikleri kapitülasyonların ülkeyi sömürge durumuna getirdiğini İktisat Kongresinde şu sözlerle anlatmaktadır: 'Bir devlet ki kendi uyruğundaki halka koyduğu vergiyi yabancılara uygulayamaz; bir devlet ki kendi gümrük resimleri ve her türlü vergi işlemlerini düzenleme hakkından alıkonulur; bir devlet ki kendi kanunlarına göre yargı hakkını yabancılara uygulayabilmektenyoksundur; o devlete bağımsız denilemez.

Devletin ve milletin yaşantısına yapılan karışmalar, bundan daha da fazladır. Milletin ekonomik ihtiyaçlarından olan, örneğin demiryolu inşaatı, örneğin fabrika yapmak gibi konularda devlet serbest değildi. Böylece birşeye başlanmak istendiğinde, her ne olursa olsun, yabancılar işe karışırdı. Yaşantısını sağlama yeteneğinden yoksun olan bir devlet bağımsız olabilir mi?'

Atatürk'ün ekonomi politikası bağımsızlık temelleri üzerine oturtulmuş ulusal bir politikadır. Politik bağımsızlığın ana koşulunun ekonomik bağımsızlık olduğunu çok iyi kavrayan Atatürk bu amacını çok büyük olanaksızlıklar içinde gerçekleştirmiştir. Bu politikanın oluşturulmasında yol gösterecek doktrinlerden de yoksundu.

Atatürk'ün ortaya koyduğu ekonomi politikasının başarısı ortadadır. 1929 Bunalımı sonucu bütün dünya ekonomisi büyük bir ekonomik çöküntü içindeyken Türkiye 1930'lu yıllarda ulusal bir sanayileşme hamlesini başlatmış, 1930-32 döneminde yıllık ortalama yüzde 3.5, 1933-39 döneminde ise yüzde 8.1 lik bir büyüme sağlamıştır.

Aldığı önlemlerle ticaret dengesi açığını (1938 yılı dışında) fazlaya çevirmiştir. 1932-1939 yılları imtiyazlı yabancı şirketlerin tasfiye edildiği, demiryollarının millileştirildiği yıllardır. Türk ekonomisinde büyük yeri olan iktisadi devlet teşekküllerinin en önemlilerinden olan Sümerbank,Etibank, Denizcilik Bankası vs. bu dönemlerde kurulmuşlardır. Türkiye sanayiinin temelini oluşturan demir-çelik, dokuma, kağıt, kimya, şeker, cam gibi sanayi dalları bu dönemde geliştirilmiştir. Kısacası bu dönemin ekonomi politikasını başarılı bir milli bir sanayileşme çabası olarak yorumlamak yanlış olmaz.

Ülkemiz, üzerinde bulunduğu coğrafya itibarı ile politik, stratejik ve ekonomik bir cazibeye sahiptir. Bu nedenledir ki; binlerce yıldır bu topraklarda aynı bayrak altında yaşayan insanlar üzerinde hep plan üstüne plan yapılmış, oyun içinde oyun oynanmıştır. Ancak, tek yürek olmuş milletimiz sayesinde bu oyunlar boşa çıkarılmıştır. Bundan sonra yapılacak planlar da bozulmaya mahkumdur.

Bizler, Cumhuriyeti korudukça Cumhuriyet'imizin nice yıldönümleri huzur ve mutluluk içinde kutlanacaktır. Türk insanı bu günlere nasıl geldiğini unutmayacak ve şanlı geçmişini koruyarak aydınlık geleceğine sımsıkı sarılmaya devam edecektir.

Atatürk'ün sesinden 10. Yıl Nutku

İSİDEF Başkan Yardımcısı Erhan İbak'ın Atatürk'ten alıntılarla dolu oldukça bilgilendirici ve etkileyici konuşmasının ardından Ulu Önder'in sanayiye verdiği önemi yansıtan fotoğraflardan oluşan bir gösterim gerçekleşirildi. Bu gösterimin ardından yayınlanan Atatürk'ün kendi sesinden 10. Yıl Nutku ise salondaki tüm konuklara duygu dolu anlar yaşattı.

 

İSİDEF'in Cumhuriyet Balosu'nda, Cumhuryet pastasını ise Ata'mızın Cumhuriyeti emanet ettiği, 2. kuşak sanayici gençler kesti. Şarkılar ve danslar ile devam eden gece de, özellikle de bayraklara eşlik edilen marşlarda coşku çok yüksekti. Cumhuriyet'in Ata'mıza layık hatasız bir organizasyon ve programla kutlandığı balo, başladığı gibi kusursuz bir şekilde sona erdi.

 

 

 


balo.
balo1.
balo1.
balo5.
balo6.