İSİDEF BAŞKANI MEHMET SANDAL VE KSİAD BAŞKANI EKREM ÖZEN KANAL 9 TELEVİZYONUNA KONUK OLDU
İSİDEF BAŞKANI MEHMET SANDAL VE KSİAD BAŞKANI EKREM ÖZEN KANAL 9 TELEVİZYONUNA KONUK OLDU
Yerel Gelişim programına katılan Mehmet Sandal ve Ekrem Özen sanayici ve iş adamlarının problemleri ve bu problemlerin çözüm yollarını anlattılar. STK'ların önemi, nitelikli iş gücü yaratılması, markalaşma ve Çin ile rekabet edebilmenin yolları programın ana eksenini oluşturdu.
Üretim sektörünün problemlerinin ele alındığı programda Mehmet Sandal öncelikle sanayici ve iş adamlarının sivil toplum örgütlerinde örgütlenmesinin önemini vurguladı. Sorunlarının çözümde yaratılan ilişkilerin ve karşılıklı iletişimin çok önemli olduğunu belirten Mehmet Sandal, “İş adamları yüklendiği istihdam yaratma, sosyal sorumluluk projelerinde yer alma gibi sorumluluklarının farkına vardıklarında da sivil toplum kuruluşları içinde de yer almaya doğru yöneliyorlar” dedi.
Sandal sözlerine şöyle devam etti: “Sanayici birbirini tanıyor, gelişiyor ve paylaşmanın önemini anlıyor. Derneklerin içinde olunmasını tavsiye etmemizin nedeni, bunun sanayici ve iş adamlarına kısa vadede olmasa da orta ve uzun vadede sağlayacağı artılardır. İş adamları STK'lar sayesinde hem kendileri hem de çevreleri için önemli bir etki alanı yaratmaktadır. Bizler de sosyal sorumluluk bilinci taşıyan tüm iş adamı ve sanayici arkadaşlarımıza böyle birliktelikler içine girmelerini tavsiye etmekteyiz.”
İSİDEF'in temel yaklaşımlarından da bahseden Mehmet Sandal, düşüncesi, ekonimik gücü, siyasi bakışı ne olursa olsun iş adamı sorumluluğu taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkelerini benimsemiş tüm iş adamı ve sanayicilere kapılarının açık olduğunu belirtti. İSİDEF'in siyaset üstü bir yapı olduğunu da aktaran Sandal, “Siyaseti yapının içine taşamadan iş çevresinin kendi içersinde sinerji üretmesi ve dinamiklerini harekete geçirmesinden bahsediyoruz. Bunu içine sindiren tüm iş adamlarını ve sanayicileri federasyonda görmek isteriz” diye konuştu.
Ekrem Özen: “Her şey Küçükçekmece için” sloganıyla yola çıktık
KSİAD Başkanı Ekrem Özen ise STK'ların Avrupa Birliği'nin gündeme gelmesinden sonra Türkiye'de daha fazla önemsendiğini ve sayılarının arttığını belirtti. KSİAD'ın amacının Küçükçekmece'deki iş adamlarını bir çatıda toplayarak, ortak bir sinerji yaratmak olduğunu dile getiren Özen;
“Problemlerimizi ortak bir platformda tartışmak iletilmesi gereken mercilere problemlerimiz toplu olarak güçlü bir sesle duyurmak için çok ciddi çalışmalar yaptık ve zamanla kendimizi kabul ettirdik” dedi.
KSİAD'ın önemli etkinlik ve projelere imza attığını da kaydeden Özen, Küçükçekmece Kaymakamı ve Belediye Başkanı, siyasi parti temsilcileri ve ilçe protokolüyle kurulan sağlıklı ilişkilerin kendisini ve KSİAD üyelerini memnun ettiğini de belirtti.
KSİAD Başkanı Ekrem Özen “Her şey Küçükçekmece için” sloganıyla yola çıktıklarını belirterek; “Küçükçekmece'nin daha yaşanabilir daha güzel bir bölge olması adına çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı da yerel yönetim ve büroksiyle birlikte yürütmemiz gerekmekte” dedi.
Mehmet Sandal: Nitelikli iş gücü konusunda sıkıntılar var
Mehmet Sandal konuşmasının ikinci bölümünde eğitim konusunu ele alırken, Türkiye'de nitelikli ara eleman konusunda problem olduğu tespitine yer verdi. Eğitime ciddi kaynak harcayan bir ülke olmamıza rağmen planlama konusundaki eksikler olduğunu belirten Sandal; “Temel eksiklik şu: 'Biz öğrencileri nasıl yetiştirelim ki bölgenin ihtiyacını karşılansın' sorusunun cevabının irdelenmiyor” dedi.
Sorunu örneklerle açıklayan Sandal sözlerine şöyle devam etti: “Bir dönem herkes tektilci oldu. Meslek okulu torna tesviyeci makinacı olanlar bile tekstilci oldu. Sonra tekstil bitti ancak torna tesviye mezunları bildiklerini unuttukları için eğitimleri boşa gitmiş. Kendi sahasının dışında yaşadıkları iş tecrübesi nedeniyle hiçbir alanda tam uzmanlaşamamış insanlar bulunmakta. Çıraklık müessesinin yok olması da sıkıntıları arttıran bir usur. Nitelikli meslek lisesi mezunlarının sayısı da azaldı. Diğer bir sıkıntı da bu okullarda öğrencilerin yeterince pratik yapamamaları. İşhayatına atıldıklarında pratik eksikleri göze çarpıyor. Yüksek okul mezunlarında da bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Elemanlarımızı hemen işe yerleştiremiyoruz. Onlara ikinci bir eğitim vermemiz gerekiyor. Kısacası nitelikli iş gücü iyice azaldı.”
Sorunun çözümüne dair ipuçları da veren Sandal, eğitim kurumlarının bulunduğu bölgede ne tür iş gücü ihtiyacı olduğunun saptanması ve bu yönde eğitim verilmesinin mantıklı ve kolay bir yol olmasına rağmen, bunun bugüne kaar sağlanamadığını söyledi.
Prof Dr. Ruhi Kaykayoğlu: Markalaşmak ve inovasyon (yenilik) yapmak çok önemli
Programa telefonla katılan Prof Dr. Ruhi Kaykayoğlu da markalaşma olgusunu ele aldı. Markalaşma sürecinin kolay olmadığını ve öneminin ülkemizde yeni anlaşılmaya başlandığını belirten Kaykayoğlu; “Önce üretelim, sonra pazarlayalım, ihraç edelim düşüncesi hakimdi. Oysaki yapılan ürünlerin yenilikçi olması ve global pazarlarda ses getirmesi getirmesi gerekiyor.” dedi.
Markalaşmak için inovasyon ve ar-ge'ye ağırlık vermek gerektiğini kaydeden Kaykayoğlu, Samsung'un geçen seneki gelirinin 158 miyar dolar, Türkiye'nin ise toplam ihracatının 111 milyar dolar olduğunu belirterek markalaşmanın yarattığı gücü örnekledi. Markalaşmanın 3 adımda başrılabileceğini belirten Prof Dr. Ruhi Kaykayoğlu 3 maddeyi şöyle sıraladı:
1- Nitelikli işgücünün okul – sanayi işbirliği ile yetiştirilmesi gerekir. Bunun için iyi bir koordinasyon kurulmalıdır.
2- Markalaşma yolundaki şirketlerimizin inavasyona çok vakit harcaması gerekir.
3- Piyasaya girebileceğimiz yeni alanlarda marka yaratmaya çalışmak daha faydalı. Yeni TV markası yaratabilir miyiz? Çok zor. Yeni alanlar örneğin ziraat teknolojileri sağlık, enerji kaynakları gibi alanarda olabilir. Tekno parklarla sanayicilerin ve üniversitelerin bu alanlara getirilmesi gerekir.
Mehmet Sandal: Bürokrasi ağır, kaynak kullanımı problemli
İSİDEF Başkanı Mehmet Sanal ise devletin de markalaşma süreci için yaptığı birçok çalışma olduğunu belirterek; “Türkiye her şeyi yapabilecek güce sahip ama kaynak problemi var. Çin ile rekabet edebilecek bir ülkeyiz ama bürokrasi; elektrik, su, doğalgaz gibi kaynakların maliyetlerinin çok yüksek olması önemli problemler. Örneğin bir kalp yaptıracaksınız. Çin malzeme artı işçiliğe sizin sadece sadece malzeme paranızdan az para harcıyorsa sizin Çin ile rekabet edebilme olasılığınız kalmıyor.” dedi.
Ekrem Özen: Kurumsallaşmak çok önemli
Programın sonunda genel olarak ele alınan konuları kısaca toparlayan Ekrem Özen ise kalifiye eleman ve kurumsallaşmanın iki önemli sorun olduğunu kaydetti. İşletmelerin yüzde 96'sının aile şirketi olduğunu belirten Özen; sözlerine şöyle devam etti: “Şirketler kurumsallaşamayınca görev ve yetki dağılımı aileye göre amca oğlu dayı kızı şeklinde oluyor. Profesyonellere görev veremiyoruz ve bunun sonucunda da zun ömürlü olamıyoruz. Rekabet gücümüz azalıyor. Eğitim ile sorunlarımızı aşmaya çalışıyoruz. Şirket sahiplerine bunları anlatamaya çalışıyoruz. Bölgede sanayi dağınık. Tüm sanayiyi bir araya toplamak adına yer arayışlarımız var.”
Ekrem Özen, Çin'in önemli bir sorun olduğunu, maliyetler ne kadar azaltılabilirse rekabet gücünün o kadar arttığını da belirtti. Yabancı sermayeye karşı olmadığını ama yabancı sermayenin Türkiye'deki yatırım şekline karşı olduğunu söyleyen Ekrem Özen; “Yerli sermayeli perakende şirketleri ile yabancı sermayeli mağazalar arasında ciddi bir rekabet sözkonusu. Biz kazandığımız parayı ülkemizde yatırım yaparak değerlendirirken onlar kendi ülkelerine götürüyor” dedi.








