ÇATALCA'NIN EĞİTİMCİ BELEDİYE BAŞKANI: CEM KARA

 

ÇATALCA'NIN EĞİTİMCİ BELEDİYE BAŞKANI: CEM KARA 

Çatalçanın eğitimci kökeli Belediye Başkanı Cem Kara göreve başladığı 20 ay içinde önemli işler başarmış. En önemli hedefi istihdam oranını arttırmak olan Kara, bu yönde ciddi adımlar atarak sonuç almayı da başarmış. Sanayi ve sanayiciye de oldukça olumlu yaklaşan Başkan Kara'nın yatırım yapmak için Çatalca'ya davet etiği iş adamlarına mesajı ise şöyle: “İş adamlarımız Çatalca'yı önemsesinler, Çatalca'da çok güzel alışveriş merkezleri, ticaret merkezleri olacak.”

 

Birçok belediye başkanı bulundukları mevkiye ciddi siyasi çabalar, partileri içinde uzun yıllar çeşitli kademelerde aldıkları görevlerden sonra gelmişlerdir. Cem Kara bu anlamda farklı bir siyasetçi. Çünkü Kara; tıpkı partisi CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi halkın, yani tabanın sevgisi ve ısrarı üzerine aday olarak Çatalça Belediye Başkanı olmuş. 

Türkiye'nin çok çeşitli bölgeleride öğretmenlik ve idarecilik yapan Cem Kara Belediye Başkanı olarak da oldukça farklı bir tablo çizmekte. Şefaflık ve gençlerin istihdamına büyük önem veren Başkan Kara bu iki hususta da önemli mesafe kadetmiş. 5 yılı dolduğunda öğrencilerin değil, bu kez kendi karnesine bakacağını söyleyen Kara ile keyifli bir söyleşi yaptık. Şeffaflığa büyük önem veren Başkan Kara tüm sorularımızı da gerçekten çok açık ve samimi yanıtlar verdi.

 

 

Sayın Başkan; sizi Çatalca halkı çok yakından tanıyor ama tanımayan okurlarımız için Cem Kara’yı Cem Kara’dan dinleyerek başlayalım arzu ederseniz.

Benim asıl mesleğim eğitimcilik. 25 yıl MEB'e bağlı olarak kimya öğretmenliği, 15 yılda öğretmenlikle birlikte idarecilik yaptım. Çatalcalıyım ama babam devlet memuru olduğu için Anadolu'nun değişik kentlerinde yaşadım. Çatalcaya 16 yıl önce yeniden döndüm.  Öğretmenlik hayatımda 10 binin üzerinde lise mezunu, 2 binin üzerinde şu an üniversite mezunu olan öğrencide emeğim var. Ben büyük şehirlerde olduğu gibi klasik bir öğretmenlik yapmadım. Köy köy gezerek,  ev ev gezerek, köylerde belli toplantılar yaparak, öğrencilerin ve ailelerin sorunlarını dinleyip - hissederek yapılan bir eğitim faaliyetiydi bizimki. Bu hizmeti gerçekleştirirken aklımda bir gün   siyasete girmek gibi bir düşüncem yoktu.

 

Peki siyasete girmeye nasıl ve zaman karar verdiniz? 

Birçok belediye başkanı adayı yukardan gelir, parti teşkilatından gelir. Ancak bende bu tamamen ters gelişti. Tabandan bir hareket, bir istek oldu benim için. Beni buraya getiren insanlar yetiştirdiğimiz öğrenciler, onların aileleri, çocukları ve komşularıdır. Tabii bu süreçte çok sevdiğim öğretmenlik görevinden ayrılmak zorunda kaldım. Bunun nedenini de kısaca şöyle anlatayım: Ben yıllarca çocuklara “okuyun”, ailelerine ise “çocuklarınızı okutun” dedim. Çocuklar okudu, ailelerde her türlü fedakarlığa katlanarak çocuklarını okuttu, dersanelere gönderdi.  Ancak bu çocuklar üniversiteyi  bitirdiklerinde işsiz kaldılar ve ben de onların çok azına kişisel çabalarımla iş bulabildim.  Belediye başkanı olursam çok daha fazla gencimize istihdam olanağı sağlayabileceğimi düşündüm. Bugün itibariyle bu amacıma da büyük ölçüde ulaştım. 1600 iş başvurusunun 1200 tanesine istihdam olanağı sağlayabildik. Bu rakamlar, istatistiği tutulan resmi rakamlardır.

 

Belediye Başkanlığı görevi hayatınızda neleri değiştirdi? Ailenize ve kendinize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz? 

Cem Kara sabah normal saat 8’de mesaisine gelen ama mesai saati belli olmayan, gece geç saatlerde evine dönebilen, sabah kahvaltısı yapmayan, öğlen yemeğini yemeyen, maalesef ki dostlarına hiç zaman ayırmayan bir belediye başkanı haline geldi. Ancak ben öğretmenlik yaptığım dönemde, öğrencilerimle de böyle ilgilenirdim. Bu oldukça yorucu bir yaşam modu ama ben kendimi dinç hissediyorum. Ben Çatalca'nın bütün sokaklarını yaya olrak gezerim. Çünkü eksikleri yerinde görmek, halkın içinde olmak, onların dertlerini kendi ağızlarından dinlemek çok önemlidir. 

 

Sanırım bu süreçte sizin gibi öğretmen olan eşinizin ve ailenizin de size çok büyük desteği ve katkısı bulunmakta.

Bizim için 29 Mart öncesi ve sonrası arasında fazla bir şey değişmedi. Çünkü benim ailem hep ikinci planda kaldı.Örneğin benim şu anda lise sonda okuyan kızım bana müthiş tepkili. Ondan daha büyük olan oğlum da zamanında aynı tepkileri göstermişti ve ben kızımda aynı hataları yapmamaya dikkat etmiştim. 2 - 2,5 yıllık bir süreçte gerçekten de aileme daha fazla zaman ayırabildim. Ancak sonrasında yine eski tempoma geri döndüm, çünkü birilerinin derdi artık sizin derdiniz olmuş. İstesenizde bunu değiştiremiyorsunuz. 

 

Örneğin; göz doktoruna gitmem gerekiyor ama 5 aydır gidemiyorum. Görevimin başına geldiğimden beri 4 tane bayram geçirdim ve benim hiçbirin de tatil yapmadım. Bundan sonra da yapma gibi bir şansım yok; çünkü bayramlarda Çatalca'nın tüm mahallerini gezmeye çalışıyorum. Aynı şekilde bütün cenaze ve düğünlere gitmeye, bütün hikahları kendim kıymaya çalışıyorum.

 

Öğretmenlik yaptığınız dönemde siyaseti düşünmediğinizi belirtmiştiniz? Peki bir vatandaş olarak siyasetle ilgili miydiniz?

Benim babam da zamanında CHP ilçe başkanlığı yapmış biri. Bizimde hayatımız her zaman Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerinin ışığı altında gitmiştir. Devlet memuru olduğum için dünya görüşüm belli olmasına rağmen siyaset yapmamıştım; ancak her zaman Atatürkçü anlayışımı, sosyal demokrat kimliğimi, laik düşünce sistemimi açıkca ortaya koymuşumdur.

 

Sizden önce Çatalca'da hangi parti belediye başkanlığına sahıpti?

Benden önce Çatalca’da AKP vardı. Aslında Çatalca'da hiçbir zaman AKP seçim kazanamadı. İsmail Bey Anavatan Partisinden seçimlişti.Ondan önce de SHP vardı. Aslında buranın sosyal demokrat bir kimliği vardır. Bir dönem Demokrat Partiye, DYP'ye destek vermişlerdir ama sosyal demokrat yapı olduka güçlüdür. Bundan sonra da burası   sosyal demokrat bir kale olarak varlığını sürdürecektir.

 

Belediyecilik anlayışınızın temelini ne oluşturuyor?

29 Mart'ta seçildiğimde bir ben tüm Çatalca'nın belediye başkanı olacağımı söylemişim. Bunu klasik bir laf olarak söylememiştim. Ben seçimde %45 oy aldım. Şimdi geride %55 oy vermeyen bir kesim var. Ben oy alamadığım bu %55‘i de memnun etmek zorundayım.   Elbette insanların %100'ünü memnun etmek mümkün değil. Çünkü işin içinde siyaset olduğu için, siz ne kadar doğru yaparsanız yapın, birileri mutlaka yanlış anlatacaklardır. Biz, Çatalca için elimizden gelenin en iyisini yapmaya ve ulaşabildiğimiz kadar çok insana ulaşarak en yüksek oyu almak istiyoruz.

 

Mesela referandumda biz oy oranımızı %64’e çıkardık. Tabi bu oyların hepsi bizim seçmemiz tarafından mı verildi, orası tartışılabilir. Ancak refendumda bir güven tazelemiş olduk.Türkiye’nin yapısı ve çıkan sonuçlarla Çatalca'da çıkan sonuç da ortadadır. Şimdi ben bunu çok iyi ayırt etmeye çalışıyorum. Belediye başkanlığında bir sıkıntı var. Siyaseten seçilip kamu görevi yapıyorsunuz. Önce bunun bir düzenlenmesi lazım. Siyasetse siyasette sonuna kadar olmalıdır ama bu bir denge içersinde gitmelidir. Örneğin ben büyükşehirde CHP grubunda ve partinin örgütü içersinde de siyaset yapıyorum. Ancak yöre insanın sıkıntı ve dertleriyle ilgili konularda siyaset değil daha çok hizmet yapmaya çalışıyorum. Belki çok az belediye başkanının yaptığı bir iş. Biz burada bir kamu görevi yürütüyoruz ve vatandaşların hepsinin sorunu, siyasi görüşleri ne olursa olsun bizim de sorunumuzdur.  Benim bu yaklaşımım başta garipsendi ama şu anda müthiş bir sinerji ve işbirliği var. AKPlisi, CHP’lisi Çatalca'nın imar sorunu için kenetlendi Büyükşehir'de.

 

Görevinizi büyük bir tutkuyla yaptığınız görülüyor. Önümüzdeki seçimde bir dönem de aday olacak mısınız?

Ben 3 yıl sonunda yani 5. yılım dolduğunda önce kendime bir karne koyacağım. “Şunları şunları vaad etmişsin, bunları bunları yapmışsın” gibi. Bütün projelerim internette, Çatalca'nın web sayfasındadır. Onların gerçekleşme oranına bakacağım. İlk yılım dolduğunda ben burda halka 3 saat hesap verdim. Slayt gösterisiyle vatandaşa yaptıklarımızı anlattım, sonra da “benim kadar hakkınız vardır buyrun mikrofon sizindir”  dedim. Farklı bir anlayış getirmeye çalışıyorum. 3 yıl sonra ne olur bilmem. Önce yaptığım işi doğru yapabilmem, mutlu olabilmem, en önemlisi de halkın mutlu olması önemlidir. Sonra süreç ne getirir onu zaman gösterecek. Ancak şunu da söylemeliyim ki, ben 20 yıl başkanlık yapamam.

 

Son olarak sanayi ve sanayiciye bakış açınızı sormak istiyorum.  İstanbuldan atılmaya çalışılan ve hatta Çorlu'ya kadar giden sanayinin Çatalca'ya gelmesini ister misiniz?

Biz atığı olmayan sanayi tesislerine karşı değiliz.Olmamızda mümkün değil. Tarıma ve sanayiye ayıracağınız alanlar vardır. Elbette bütünüyle her alanı tarıma ya da Sanalile ayıramazsınız. Bu nedenle atıksız sanayi elbette olabilirdi. Ama  yüzbinlik çevre planlarında söz söyleme yetkisi bize ait değil. Bölgede sanayi maalesef ki Çorlu ve Çerkezköy'e taşınmak durumunda kaldı.Yani Çatalca sınırlarından çıkarılmıştır. Biz bunların burdan en azından varolanların kalmasını büyüme ve gelişmesini istiyoruz. Çünkü bunların atıkları yoktur. Çevreyi doğayı kirletmiyorlar. Kırsal alandaki insan da fabriklarda çalışmak istiyor. Bu durumda en iyi alternatif serbest bölgedir. Burda bir serbest bölge var ama maalesef 20 bin istihdam olması gerekirken 2 bin kişi dahi çalışmıyor. Çok düşük kapasiteyle çalışıyor ve orası canlandırılmalıdır. Sağlık vadisi çok önemli bir projedir. Buraya Avrupa'daki biomedikal sistemleri getirmeye çalışıyoruz. Yani atığı olmayan bir yapıyı. Bu çok önemli bir projedir.

Çatalcadan sanayicinin tamamen dışlanması, uzaklaştırılması arzu ettiğimiz bir durum değil ama biçilen duruma görede hareket etmek durumundayız.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Benim şahsımda Çatalca'ya yer verdiğiniz için İSİDEF'e teşekkür ederim. İş adamlarımız Çatalca'yı önemsesinler, Çatalca'ya yüzlerini çevirsinler. Çatalca'da çok güzel alışveriş merkezleri, ticaret merkezleri olacak. Planımız çıktı; kendilerini yatırım için buraya bekliyoruz. Doğayı tahrip etmeden, kirletmeden hızla gelişeceğiz.


cem kara.
cem kara2.
cem kara3.
cem kara4.
cem kara5.
cem kara6.
cem kara7.
cem kara8.
cem kara9.